Tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri ve mistik havasıyla Edirne herkesin görmesi gereken
şehirlerden biridir. Ancak malumunuz, Homini Gırtlak Peşinde olduğumuzdan bu şehrin bizim
için en büyük cazibelerinin başında tava ciğeri geliyor. “Hep mi boğaz, hep mi boğaz?”
demeyin lütfen; bu lezzetleri tadınca ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız.
Öyle bir lezzet ki bu emek verilmeden yakalanamaz. “Ben bu işin ustasıyım.” diyenleri bile
mütevazileştirir; bu yüzden memleketinde çok hürmetlidir. Her ciğer kullanılmaz tava ciğeri
yapımında; kuzu ciğeri olmazsa olmazıdır. Sinirlerinden ve zarından narince sıyrılıp kanından
arındırılınca una bulanmalı ve harlı ateşte kızartılmalıdır. Tabi anlatması kolay; işin sırrı
aşçıdadır!
İnce ince kesilen kuzu ciğerlerden yapılan Edirne tava ciğeri; yaprak ciğer olarak da bilinir. Bu
lezzetin en büyük eşlikçisi kurutulup kızartılan kırmızı biberdir. Acıdır biber; o yüzden ayranla
tüketilmesi önerilir. Ciğer, biber ve ayran birleşince Edirne’ye gitmek külfetten ziyade en
büyük istek haline gelir.
Edirne tava ciğerinin sırrını açıkladığını iddia eden birçok yazı bulursunuz, birçok lokanta en
iyisi olduğunu iddia eder hatta, ama olmaz bir türlü; lezzet anavatanından uzaklaşınca küser
bize. Edirne’ye yolunuz düşerse ne ala; düşmezse Edirne’ye gitmek için tüm çabayı harcayın;
değecek. Sadece yarım saatlik bir zaman dilimi için bile olsa bu kentin havasını solumak size
iyi gelecek. Hazır gitmişken tarihi yerlere de gidin; gezin bu ülkeyi; Edirne’yi görmeden
Türkiye’yi gezmiş sayılmazsınız, bu gerçeği fark edin.