Ülkemizin en otantik şehirlerinden birine gitme fikri ile heyecanlanıp hayaller kurduk.
Tandırda kaz çekmesi yemeği ile ilgili övgülere de aşinaydık aslında ama bu yemeği tatmak
uğruna Kars’a yolculuk etmek için doğru zamanı beklemiştik.
Nihayet an; o andı. Çıktık tandırda kaza doğru yolculuğa. İlk lokmayı aldığımız anda bu
yöresel lezzetin neden yeterince tanınmadığını da sorgulamaya başladık. Hayranının çok
olduğunu biliyorduk fakat tadıyla kıyaslanınca şöhretinin epey geride kaldığını anladık.
Tandırda kaz çekmesi oldukça zahmetli bir yemektir. Önce tandır içerisinde ateş kor haline
getirilir. Kor ateşin üzerine genişçe bir ağza sahip olan çömlek yerleştirilir. Çömleğin
içerisinde bulgur pilavı pişirilirken tandıra sarkıtılan kaz eti, bulgurdan çıkan buharın
yardımıyla kurutmadan pişirilir. Buharın ve ateşin sıcaklığının muhafaza edilmesi için tandırın
ağzı da kapatılır. Sonrasında ise uzunca sayılabilecek bir bekleyiş başlar.
Yaklaşık 2 saat sonra Mecnun’un Leyla’ya kavuşma vakti gelmiştir. Tandırda pişenlerin
yenmesine dakikalar kalmıştır. Tepsiye yayılan bulgur pilavının içerisine kaz etleri
parçalanarak konulunca sımsıcak bir lezzet şöleni için gerekli her şey hazırdır.
Kars’a özgü tandırda kaz çekmesinin yanında ayran da içilebilir ancak geleneksel olarak hoşaf
önerildiği bilinmektedir. Zahmetli olması bu yemeğin yayılmasını engellese de ağızlarda
bıraktığı tat düşünüldüğünde tandırda kaz çekmesinden hepimizin mahrum kaldığı
düşünülebilir.
Önceleri sadece adını duyardık ve lezzetinin hayalini kurardık; bu nedenle dayanırdık. Ancak
gittik, gördük ve yedik; yemek de değildi bizimkisi tandırda kaz çekmesini resmen özümsedik.
Ayrılmayacaktık Kars’tan; mümkünse tandırın başında bekleyecektik. Sizlere de aynı tadı
almayı şiddetle öneriyoruz!