Artık her yerde cağ kebabı yiyebileceğimiz restoranları bulabiliriz, herkesin önerdiği bir
lokantada bu lezzetle buluşabiliriz. Peki neden çıktık yola, sadece homini gırtlak peşinde
koşmak için mi? Hayır elbette, gerçek cağ kebabına kavuşmayı düşledik ve neticesinde bu
yolculuğun her bir saniyesine şükrettik.
Geçmişi Kıpçak Türkleri’ne dayanan; 1930’lu yıllarda ticari olarak sunulmaya başlayan cağ
kebabı özenle hazırlanan parça etlerden yapılır. Kuzu etinden yapılan bu kebabın püf noktası
sadece kuzu budunun kullanılmasıdır. Dönerle ortak yönü etlerin kat kat pişirilmesi olsa da
cağ kebabı dikine değil enine pişmektedir. Cağ kebabının tadını veren unsurlardan biri de
odun ateşidir, meşe odunu ise tercih sebebidir. Yanında çok gösterişli mezeler sunulmaz cağ
kebabının; pişen etin saf lezzetine dokunulmaz. Acı biber, ayran, közlenmiş domates cağ
kebabının lezzetini bozmadan derinleştirir.
Cağ kebabının lezzetinin en önemli bileşeni doğal ortamda yetişen kuzuların etleridir. Dağ
kokusunu da alırsınız bu kebapta otların tazeliğini de hissedersiniz. Yaylaların serin esintisi
yüzünüze vurunca cağ kebabının lezzet boyutunda seyahat edersiniz. Eskiden şölenlerde
pişirilen zaman içerisinde günlük hayatın bir parçası haline gelen cağ kebabını her yediğinizde
lezzetine hayranlık duyarsınız.
Yazımızın başında da dediğimiz gibi; cağ kebabı artık neredeyse tüm illerimizde
bulunmaktadır. Köşe başında en iyisi olduğunu iddia eden restoranlarda cağ kebabı
sunulmaktadır. Daha önce hiç bu lezzeti tatmadıysanız doğal olarak nerede yeseniz tadına
hayran kalırsınız, ancak Erzurum’da cağ kebabının tadına vardıysanız yükselen çıtanızla baş
etmekte zorlanırsınız.