Homini Gırtlak Peşinde ailesi gururla sunar… Yine gezdik, yine gördük ve evet yine tıka basa yedik. Bolu’nun yemyeşil doğası ile yarışan güzellikteki yöresel lezzetlerinden biri olan Abant Kebabı ile tanıştık ve şimdi sıra paylaşmaya geldi.
Öncelikle patlıcan sevmiyorum
diyerek bu lezzeti denemekte tereddüt yaşıyorsanız, denediğinizde patlıcanın
lezzetiyle ilgili farkındalığınızın artacağının garantisini veriyoruz. Bir
kebap hem bu kadar hafif hem de bu denli lezzetli olur mu! oluyormuş.
Kızarmış ekmekleri tabağın en
altına koyuyorlar, közlenmiş domateslerden üzerine kat çıkıp lezzetin zeminini
sağlamlaştırıyorlar. Sonra biraz maydanozla ferahlık katıyorlar tabağa
sonrasında ise sıra lezzetin baş rolüne geliyor. Közlenmiş patlıcanın içerisine
domates, biber, kuzu eti , mantar ve soğan konuluyor. Fırına veriliyor pişince
ise son dokunuş için kaşar ekleniyor. Pişmeye devam ediyor Abant kebabı.
Masalara gelince sus pus oluyor herkes, hemen içecekler söyleniyor. Öyle bir
lezzet ki yanında ne içilse tadının farklı bir tonu baskın hale geliyor.
Karnınız da ruhunuz da doyuyor
Abant kebabıyla. En iyi aşçılar Bolu’dan çıkar. derler ya, ne yalan
söyleyelim Abant kebabındaki lezzet boyutlarını keşfettikten sonra bu söylemi
sorgulamayı bıraktık. Sıcak sıcak, doyurucu, besleyici, farklı ve çok katmanlı
bir lezzet ile karşılaştık. Yine karnımız da doydu, ruhumuz da. Yanında genetik
hastalığımız olan pilav da söyledik, malum gözümüzü doyurmak ilk etapta zor
oldu. Tereyağı kokusuyla muhteşem pilav da Abant kebabının yanında çok mu çok
güzel oldu.